Ankara’dan İzmir’i izliyorum.
Mahallelerdeki delege seçimleri sonuçlarına bakıyorum.
Tam bir hayal kırıklığı yaşandığını görüyorum.
Hep aynı “isimler”, hep aynı “tercihler”, hep aynı “yöntemler” ve hep aynı “satışlar” gerçekleştiriliyor.
Okuma yazma oranının en yüksek olduğu Karşıyaka İlçesinin, Mavişehir ve Bostanlı Mahallesi delege seçimi sonuçları ortada duruyor.
Hiçbir özelliği olmayan, hiçbir sorunu çözmek için girişimde bulunmayan, partinin yıllardır iktidarsızlığının majör oyuncuları yine aday oldular ve yine seçildiler.
“Liyakat, liyakat, liyakat” diye bas bas bağıran bir partinin delege seçimi sonuçlarına bakıldığında liyakatın yakınından bile geçilmediğini görebilirsiniz.
Partililerin liyakat kelimesinin ne anlama geldiğini bile bildikleri söylenemez.
Liyakat : – Bir kimsenin, kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumu, değim
– Kifayet
demektir.
Siyaseti,
Bismarc “her an değişen durumlarda her zaman en az zararlı, en faydalı olanı seçme yeteneği.”
olarak tanımlamaktadır.
Bu tanıma pek katılmasam da siyaset “toplumsal sorunları belirleme, analiz etme ve çözmek için duyarlı ve kararlı olma sanatıdır” diye tanımlayabiliriz.
Ayakları yere basan bu siyaset tanımını baz alıp delege seçimi sonuçlarını bu ölçüte göre analiz edersek, çıkan sonuç hayal kırıklığıdır.
Seçilen kişilerin toplumsal sorunları belirleme, analiz etme ve çözme kararlılığına ve duyarlılığına sahip olduklarını söylemek pek mümkün değildir.
Peki, bu sonuca neden ve nasıl varıyoruz?
Seçilen kişilerin, Bostanlı ve Mavişehir’de bulunan sosyal donatı alanlarının (yani topluma ait alanların) satılması girişimlerini engellemek için bırakın mücadele etmeyi, gıklarını bile çıkarmamış kişiler olması,
Ticari alanların konut alanına çevrilmesi girişiminde sessizliği tercih etmeleri,
Spor alanının, ticari okula çevrilmesinde bile tepki vermemeleri,
toplumsal sorunlara olan duyarsızlıklarının ve de çözüm bulma yeterliliğine sahip olmadıklarının kanıtlarıdır.
Seçilenlerin, toplumsal sorunların tespiti ve çözümüne karşı duyarsız oldukları geçmişteki duruşlarına bakılarak ortaya konabilir.
Peki, seçilmeyen, listelere alınmayan kişileri tanıyor muyuz?

Birgül Sural Üner : Geçen dönemin Karşıyaka ve Büyükşehir Meclis üyesi olan bir kişidir.
Birgül Sural Üner’i Karşıyaka Huzurevi arsasının üç otuz paraya satışına engel olan kişi olarak tanıyoruz.
Üner’in sattırmadığı bu arsanın bugünkü rayiç değeri en az 2 Milyar TL’dir.
Bostanlı ve Mavişehir’deki okul alanı, PTT alanının satışını da engelleyen Üner, toplumsal sorunlara duyarlılığı ve çözüm odaklı önerileri ile tanınmaktadır.
Bu özellikler Birgül Sural Üner’in meclis üyeliği hatta delege seçimlerinde listeye alınmamasına neden olmuştur.

Altınay Görmüş, CHP tarihinin canlı tanığı, kurultayların etkin ismi, depremzedelere ilk el uzatan kişi, SMA hastalığına yakalanan çocukların umudu ve çözüm ortağı, Muğla Ören’deki orman alanının maden sahası yapılmasına engel olmak için tam zamanlı çalışan kişi. 38.kurultayda Özgür Özel’in listesinde bulunan kişi.
Partinin her türlü etkinliğine (iki güzel kızı ile) bizzat katılıp, katkıda bulunmaktan bıkmayan kişi.
Altınay Görmüş, Hatay depreminde Kızılay veya diğer sosyal yardım kuruluşlarından daha etkin ve daha fazla emek harcamıştır. O günlerde sosyal medyadan aldığı ve yolladığı ileti sayısı 10 binin üzerindeydi.
İşte bu iki kişi listelere alınmadı ve kenara atıldılar.
Bir listeye alınanlara bir de alınmayanlara bakarak değerlendirme yaptığımızda böyle bir delege sistemiyle CHP hiçbir toplumsal sorunu çözemez diyoruz.
Not : CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Manisa’da kendi oturduğu mahallede yıllarca listelere alınmadığını ve seçilemediğini de anımsatalım.
İbrahim Naki AVŞAR (21.8.2025) Ankara
