1. Haberler
  2. Genel
  3. Olgu İle Algı Arasındaki Karmaşık İlişki !!!

Olgu İle Algı Arasındaki Karmaşık İlişki !!!

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İnsan, dünyayı olduğu gibi değil, algıladığı biçimiyle kabul eder ve yorumlar. Bu cümlenin benzerini yapay zeka da söylüyor.

“Olgu” ile “algı” kavramlarını soyut cümlelerle anlatmak kalıcı ve anlaşılır olmuyor bunun yerine görseller kullanarak anlatmanın daha yerinde ve kalıcı olacağını düşünüyorum.

Olgu, (solda sunulan fotoğraftaki kadın gibi ) nesnel gerçeği ifade ederken, algı bu gerçeğin birey tarafından yorumlanmış binbir çeşidinden birisidir.

Yani, kadın denince nesnel gerçeklik soldaki kadındır. Fotoğraftaki kadının algılanışı ise çok farklı şekillerde ortaya çıkalabilir. Sağdaki fotoğraf ise kadın algısının ürettiği örneklerden sadece bir tanesidir. Kadın algısı aşağıdaki fotoğraftaki gibi binlerce farklı şekilde ortaya çıkabilir, piyasaya sürülebilir.

Ancak, modern dünyada bu iki kavram arasındaki sınır giderek bulanıklaşmakta; çoğu zaman algı, olgunun önüne geçmektedir.

Başka bir ifade ile insanlar kendilerine medya aracılığıyla dayatılan görüntülerin/bilgilerin/analizlerin algı çalışması olduğunu anlayamamakta piyasaya sunulan (dayatılan) algıları, olgu sanıp (nesnel gerçeklik olarak kabul edip) bunları tereddütsüz kabul edip ailesine, yakın çevresine hatta kendi sosyal medya hesaplarında olgu diye paylaşmakta/savunabilmektedir !!!

Gözlemlerime göre algı çalışması yapanlar/yaptıranlar aldatmak istedikleri kitleler üzerindeki negatif etkinin dağılmaması/yok olmaması için algı çalışmalarını yedi gün, yirmi dört saat kesintisiz sürdürmektedirler. İşin ilginç tarafı algı çalışmasında sadece görseller/videolar/haberler kullanılmamakta, bilim insanı, gazeteci, sanatçı, politikacı diye geçinen kimi soytarılar da bedeli mukabilinde bu süreçte kanıtlayıcı evrakmış gibi kullanılmaktadır.

Tekrar konumuza dönersek, olgu kavramı nesnel gerçekliktir. Nesnel gerçeğe ulaşabilmenin en önemli koşulu ise kulaktan dolma (dayatma) bilgilere yaslanmamaktır. İlgi, bilgi, şüphe, okuma, araştırma, erişme azmi nesnel gerçeğe ulaşabilmenin ön koşullarıdır.

“Unutulmasın ki olgu, doğrulanabilir, ölçülebilir ve bireyden bağımsız olarak var olan gerçekliktir. Bilimsel yöntem, olguların tespiti ve açıklanması üzerine kuruludur.

Bir olayın belirli bir zaman ve mekânda gerçekleşmiş olması, onun olgu niteliği taşımasını sağlar.

Ancak olgular, kendi başlarına anlam üretmezler; anlam, insan zihninin bu olguları yorumlamasıyla ortaya çıkar. Bu noktada algı devreye girer.

Algı kavramı ise öznel yorum alanıdır.

Algı, bireyin duyusal verileri zihinsel süzgeçten geçirerek anlamlandırmasıdır. Bu süreç; kültür, eğitim, inanç, ideoloji, duygusal durum ve geçmiş deneyimlerden yoğun biçimde etkilenir. Aynı olgu, farklı bireylerde tamamen farklı algılara yol açabilir. Dolayısıyla algı, gerçeğin bireysel bir inşasıdır. İnsan çoğu zaman olguyu değil, olguya dair algısını savunur.

Olgu ve Algı Arasındaki Çatışma

Olgu ile algı arasındaki temel gerilim, gerçeğin hangisi tarafından belirlendiği sorusunda gizlidir. Toplumsal tartışmaların, siyasal kamplaşmaların ve bireyler arası çatışmaların önemli bir bölümü, olgular üzerindeki anlaşmazlıktan değil, algıların çarpışmasından kaynaklanır. Bir olayın kanıtlarla ortaya konmuş olması, o olayın herkes tarafından aynı şekilde kabul edileceği anlamına gelmez. Algı, çoğu zaman olguyu yeniden biçimlendirir veya tamamen görünmez kılar.

Medya ve Algı İnşası

Modern toplumlarda medya, algının şekillenmesinde merkezi bir rol üstlenmektedir. Haberlerin sunuluş biçimi, kullanılan dil, seçilen görseller ve vurgu yapılan ayrıntılar, olgunun kendisinden çok algısını belirler. Bu durum “algı yönetimi” kavramını ortaya çıkarmıştır.

Gerçeklik, olduğu gibi değil, sunulduğu kadarıyla tüketilmektedir. Böylece olgu geri planda kalırken, algı kamusal gerçekliğin temel belirleyeni hâline gelir/gelebilir.

Bireysel Sorumluluk ve Eleştirel Düşünce

Olgu ve algı arasındaki ayrımı fark etmek, bireyin entelektüel sorumluluğudur.

Eleştirel düşünme becerisi, algının olgu üzerindeki tahakkümünü sınırlandırmanın en önemli aracıdır. Birey, kendi algısının mutlak doğru olmadığını kabul ettiği ölçüde gerçeğe yaklaşabilir. Aksi hâlde algı, kişiyi kendi inşa ettiği gerçekliğin mahkûmu hâline getirir.

Sonuç

Olgu, gerçeğin sabit ve değişmez yönünü temsil ederken; algı, insanın bu gerçeğe verdiği anlamı yansıtır. Ancak günümüz dünyasında algı, giderek olgunun yerine geçmekte ve “gerçeklik”, algılar üzerinden yeniden üretilmektedir.

Bu durum, hem bireysel hem toplumsal düzeyde ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Olgu ile algı arasındaki farkın bilincinde olmak, gerçeğe ulaşmanın değilse bile, ona yaklaşmanın en temel koşuludur. (x)

x: (Chat GPT)

17
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Olgu İle Algı Arasındaki Karmaşık İlişki !!!
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

İzmir Kaktüsü ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!