Size, bir kitabın öyküsünü anlatarak asıl konuya geçeyim istiyorum.
Kitapçı gezmek, kitaplara göz atmak ve okumak vazgeçilemez bir alışkanlığımdır. Günlerden bir gün Alsancak semtinde bulunan “Tarihi Havagazı Fabrikası” sosyal tesisinde sahafların (sahaf: az bulunur, değerli kitapları bilen, eski kitap alıp satan kimse ya da dükkân) düzenlediği “İzmirli Sahaflar ile Nostaljik Yolculuk” ve “Kitap Mezatına” gittim.


Kitap tezgahlarını gezerken çok eski (1929) tarihli bir kitap gözüme çarptı: “30-31 Mart 1928 tarihindeki TEPEKÖY – TORBALI İZMİR ZELZELESİ” . “Kaç paraya satıyorsunuz?” diye sorduğumda, fiyatın belli olmadığı, nadir kitap mezatında açık artırma yöntemi ile satılacağı söylendi.







Mezata girip yukarıda bazı sayfa görüntülerini verdiğim tarihi kitabı satın aldım.
1928 yılında İzmir’de Torbalı merkezli bir deprem oluyor. Torbalı’ya İstanbul Üniversitesi (Darülfünun) Jeoloji Enstitüsünden bilim insanları gönderilip depremin nedenleri ile yarattığı hasarın tespiti çalışması yaptırılıyor. Ve bu inceleme çalışması kitap halinde yayınlanıyor. Deprem 1928 yılında oluyor, yapılan incelemenin sonuçları ise kitap halinde 1929 yılında yayınlanıyor.
Mezattan aldığım işte bu kitap
Atatürk Cumhuriyeti ne yapıyor? Bilim insanlarını gönderiyor ve bilimsel yöntemler kullanılarak depremin yarattığı hasarın nedenlerinin araştırılmasını sağlıyor.
Kader, kısmet denilerek konu geçiştirilmiyor!
Yeri gelmişken bir tespit yapayım.
Torbalı’da tarihi “Metropolis Antik Kenti” var.
Bugünkü Yeniköy ve Özbey mahalleleri arasındaki tepelerin üstünde kurulmuş. Stratejik konumu nedeniyle Lidya, Helenistik ve Roma dönemlerinde çok önemli bir merkez olan Metropolis yaklaşık 2900 yıl önce (MÖ 9.Yüzyılda) kurulmuş.
Peki nereye kurulmuş, biliyor musunuz?
Sorunun yanıtı yukarıda bahsettiğim kitaptaki haritada yazıyor.
Antik kent mermer zemin üzerine kuruluyor. Alüvyon zemin üzerine kent kurulmuyor.
Burada şu söylenecektir: “Güvenlik gerekçesiyle tepeler üzerine kurulmuştur.”
Antik kentin kurulma sebeplerinden birisinin bu gerekçe olduğu söylenebilir.
Ancak, antik kentlerdeki yapılar incelendiğinde birçoğunun mermer kullanılarak yapılmış olduğu görülebilir.
Başka bir gerçek ise 2900 yıl önce de depremler oluyor.
Depremlerden korunmak için alüvyon zemin üzerine değil de sert zemin yani tepeler tercih edilip üzerine kentler kurulması çok büyük bir olasılıktır. Yapıların sağlam olması için de hammadde olarak mermer kullanılıyor bu yüzden de mermer yatağı tepeler tercih ediliyor, diyebiliriz.
Tüm bunları niye anlattım? Bugün, Tepeköylüler Grubunda yapılan bir paylaşımda yukarıdaki kitaptan bahsedildiğini gördüm. Paylaşım şöyle :
“Sevgili Tepeköylüler,
44 yıl önce mayıs ayıydı,İstanbul Teknik Üniversitesi Gümüşsuyu Öğrenci Yurdu açılsın diye tüm öğrenciler Gümüşsuyu Genel Makina ve Elektrik Fakültesi önündeki İ.T.Ü.Yurdunun bahçesindeki basketbol sahasında kapalı yurt açılsın diye çadır direnişi yapmıştık.
Hani şu Türkiye siyasetine yön veren, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Turgut Özal gibi siyasetçilerin kaldığı yurdun bahçesinde.
Biz yurt açılsın diye mücadele ederken,yurt yönetimi İ.T.Ü. yurt kütüphanesini getirdi basketbol sahasına boşalttı. Herkes şaşırdı ve merakla kitapları karıştırmaya başladı.
Ben de kitapları karıştırırken birden gözlerim parladı ve benim için hazine değerindeki bu kitabı buldum.
Hem ne hazine öyle bir kitap ki Türkiye Cumhuriyeti döneminin ilk büyük depremini,Tepeköyümü anlatan bir kitap.
Ayrıca o dönemin Milli Eğitim Bakanlığı olan Darül Fünun Jeoloji Enstitüsünün ilk kitabı.
Çok mutlu oldum,44 yıldır gözüm gibi saklıyorum.Cumhuriyet tarihinin ilk büyük depremini yaşamış Tepeköy ve çevresi.Öyle bir deprem ki deprem şiddeti 8.5 olarak tesbit edilmiş deprem büyüklüğü çok büyük olmasada. Bu sebeple yıkmış geçmiş.Depremlere dayanıklı esnek olan bağdadi yapılar bile yıkılmış.
Bu gerçekler doğrultusunda binalarımızı yaparken bu depremi hiç unutmayalım.
Finansbank Tepeköy Şubesinin olduğu bina inşaatını 1998 yılında ben yaptım, bizim ailemizi Tepeköye ilk geldiği yıllarda yerleştiğimiz daha sonra sattığımız bir arsa üzerinde.Temel kazısı 5 metre derinlikte kazıldı, birtane taş ve çakıl çıkmadı, tamamen siltli kum,yani yerel tabirle mil.Bu zemin yapısı çok su tutar ve deprem anında zemin sıvılaşmasına sebep olur. Fetrek çayının binlerce yıl taşarak Kara Cellat Gölü kıyısındaki Tepeköyün zeminini oluşturduğu milli toprak dediğimiz Alüviyon.
Tüm bu gerçeklerin ışığında bu kitabı yayınlamak benim için bir meslek borcudur.
Kitap Fransız jeologların araştırmaları sonucu İbrahim Hakkı ve Hamit Nafiz tarafından biraz ağdalı Osmanlı şivesiyle yazılmıştır bazı kelimeleri anlamayabilirsiniz, ama araştırıp okuyun derim.
Ayrıca bu kitabı internet ortamında ibrahim Hakkının torunları bir aralar 50 Tl ‘ye satıyorlardı.
İyi günlerde okumanız dileklerimle.
Recep Songül“
İnşaat Mühendisi Recep Songül’ün yaptığı şu tespit çok çok önemli :
“Finansbank Tepeköy Şubesinin olduğu bina inşaatını 1998 yılında ben yaptım, bizim ailemizi Tepeköye ilk geldiği yıllarda yerleştiğimiz daha sonra sattığımız bir arsa üzerinde.
Temel kazısı 5 metre derinlikte kazıldı, bir tane taş ve çakıl çıkmadı, tamamen siltli kum,yani yerel tabirle mil.
Bu zemin yapısı çok su tutar ve deprem anında zemin sıvılaşmasına sebep olur.
Fetrek çayının binlerce yıl taşarak Kara Cellat Gölü kıyısındaki Tepeköyün zeminini oluşturduğu milli toprak dediğimiz Alüviyon.”
Düşünün koskoca Torbalı İlçesi Fetrek Çayının getirdiği mil ile Cellat Gölü yatağı üzerine kuruluyor. 1928 yılında 6,5 şiddetindeki depremde ise tek katlı evler bile yıkılıyor ve 50 kişi yaşamını yitiriyor!!!
Bugün ise her 3,5 -4,5 civarı hafif şiddetli depremlerde bile Torbalılar büyük bir korkuya kapılıyor ve sokağa iniyorlar.
Metropolis Antik kenti ise tam 2900 yıl önce Tepeköy’ün 2 km uzağında bulunan mermer yatağı tepeler üzerine kurulmuş, hâlâ bazı yapıları yerinde duruyor!
Deprem gerçeğini görmek, duymak istemeyenlere, deprem kendisini anımsatmasını biliyor.
İbrahim Naki AVŞAR (5.3.2026) Karşıyaka / İZMİR



